Examples
  • Dünyaya güvence verdiniz. Başkana güvence verdiniz.
    ،لقد أكدتم للعالم أجمع ...وأكدتم للرئيس
  • Kendisi bana güvence verdi...
    الذي طمأنني
  • Güvence ver o zaman.
    اضمنها إذاً
  • Uluslararası mevkidaşlarına güvence verdi...
    "...أكدت على نظرائها الدوليين"
  • Bunu duymak bana güven verdi.
    سماع هذا الأمر يشعرنى بالقوة
  • Konuşun onunIa, güven verin ona.
    ربما يمكن ان تتحدثا اليه انتم الاثنان سيجعله أكثر راحة
  • İyi, biraz güven ver ona.
    حسنا، أعطه بعضا منها
  • Bize başarabileceğimize inanmamız için gereken güveni verdi.
    مشكلة الأشخاص الذين يريدون الحصول على ما لا سيتطيعون الحصول عليه
  • Geri döneceğine dair bir güvence vermiş mi?
    هل تركها مع أي تأكيد على رجوعه؟
  • Aslında bu konuda ona çok güven verdim.
    وأنا أشعرته أنه لازال بإمكانه ذلك