Examples
  • Yıkılmak üzere olduğunu söyleyebiliriz.
    - هل دفنتها؟ - لنقول انها في طريقها للضياع.
  • Dirseklerim. Yıkılmak üzereyim.
    مرفقيّ جسدي كله يصدر صريراً
  • Yıkılmak üzere olsan bile.
    ...حتى عندما تكون تتهاوى
  • Burası yıkılmak üzere.
    هذا المكان يتهاوي
  • "Yıkılmak" derken neyi kastettin?
    التهديم؟ ماذا بالضبط هل ذلك يعني؟
  • Yıkılmak üzere olsan bile.
    ...بالرغم من أنك تتفكك
  • Yıkıldım! Hala da yıkılmaktayım!
    و حطمني لازال يحطمني هذا كثيراً
  • "Eriha surları yıkılmak üzere."
    فان اسوار أريحا تنهار
  • Tabii yıkılmak üzere.
    إنه على وشكِ الإنهيار بالتأكيد
  • Bina yıkılmak üzere.
    .المبنى أوشك على الإنهيار